Kirli Çıkını

SERDAR KIZIK DİYE BİRİ…

Aşağıda 1. yazıyı bir ay önce Cumhuriyet Gazetesi Ege Bölge Temsilcisi Serdar Kızık'a yazıp maille yolladım. Lakin kendisinden 15 gün haber gelmedi. Kitap fuarının ikinci günü lobide benim yolumu kesip "Mesut Tim sen misin?" diye sorunca olmadığı söyleyip yanından ayrıldım. Daha sonra bu yazının aynısını Cumhuriyet gazetesinin bütün köşe yazarlarına gönderdim. 2-3 gün sonra bu sefer yanında tetikçisi SODEV'in başkanı Hüseyin Çorlu ile RASİME - DER standında Recai Şeyhoğlu'na biraz sorgu sual etmişler. Beni sormuşlar. Bayağı rahatsız etmişler. Galiba arı kovanına çomak mı soktuk ne...

Merhaba Serdar bey,
geçen hafta cuma günü cumhuriyet egede kazara yazınızı okudum. Biraz sıkıldım. Neden mi? Köy enstitülü bir babanın oğlu olarak ben o ruhu taşıdığınıza inanmıyorum çünkü. Şu an temsilcisi olduğunuz gazetenin çizgisi belli iken siz bu çizgiye ve cumhuriyet ilkelerine tamamen ters bir çalışmanız var. Sanırım bunu siz de çok iyi biliyorsunuz.
Köy enstitüleri ruhunu taşıyan, tüm yurda mal olmuş bir köy kütüphaneleri çalışmalarını yıllardan beridir görmezlikten geldiğinizi biliyorsunuz. Hem ki size yazı ve resim olarak çalışmalar sürekli teslim edildiği halde. Bu çalışmalara yer vermemesi için bir insanın o çalışmaların başında bulunan kişiye bir fesatlığı ya da kini olması lazım bana göre. Sanırım sizde de bu var. Öyle değil mi? Bir deniz kolejinin her etkinliğini gazetede yer vermek, diğer okulların yaptığı çalışmaları görmezlikten gelmek midir köy enstitülü bir babanın oğlu olmak?
Okuduğunuz bu yazı salı günü sizden cevap gelir veya gelmez bütün gazete, televizyon, radyo ve dergilere gönderilecektir. Cevap gelirse cevapla, gelmez ise cevapsız olarak.
Sanırım bu konuda söyleyecek sözünüz vardır.
Mesut Tim
mesuttim@mynet.com

Bu aşağıdaki yazıyı da fuar sonrası pazartesi günü gönderdim. Yani bu hafta başı. Recai Bey bana serdarla hüseyin standa gelip yaptıklarını söyleyince hemen aşağıdaki yazıyı yazdım ve yine bütün cumhuriyet yazarlarına gönderdim.
Salı günü 15 yıldır beni aramayan Cumhuriyet'ten Bülent (İdaredeki) benim yeni aldığım cep telefonumu arıyor. Nerede olduğumu ne yaptığımı soruyor? Ben de kendisine aynen şunları söyledim:
* Bülent, 15 yıl sonra senin beni araman hayır değil olsa olsa şer'dir. Yanındaki arkadaşa söyle (serdar kızık) beni bir daha rahatsız etmeyin deyip telefonumu kapattım.
Sonra tekrar başka hattan aradı. Yanımda Muzaffer Tezel vardı. Telefonumu ona verdim. O da bir toplantıya girdiğimi daha sonra aramalarını söyledi.

Merhaba Hikmet abi,
sanırım beni hatırlarsın. 12 Eylül 1980 döneminde gazetenin pikajını yapan 19.5 diye tanıdığınız kişi. Şu anlarda SERDAR KIZIK diye birinin yaptığı yanlışlıkları size ileten kişi. Sizi biraz daha bilgilendirmek istiyorum. Biliyorsunuz, 20 gün kadar önce SERDAR KIZIK'a yazdığım sorulara kendisi tarafından bir cevap verilmemişti. Daha sonra bu soruyu sizlere de gönderdim. Lakin sizlerden de bir cevap gelmedi. Cevap gelmedi amma geçen hafta pazar günü TÜYAP Kitap fuarının 2. günü SERDAR KIZIK diye biri üzerime geldi ve SEN MESUT TİM MİSİN dedi. Ben de sakin bir şekilde HAYIR DEĞİLİM deyip onu orta yerde bıraktım. Daha sonraki günlerde ise kendisi işin içinden çıkamayınca HÜSEYİN ÇORLU adında bir tetikçi bulmuş. Galiba SODEV diye bir yerin başkanı mı neymiş. Her neyse. O da fuarın son günü bizim derneğin standında beni aramaklı olmuş. Ve orada bir zamanlar CUMOK'un izmir temsilciliğini yapan bir abimizi oldukça rahatsız etmiş.
Kendileri ne istiyorlar bilmiyorum. Lakin ben sadece SERDAR KIZIK'ın sorduğum sorulara cevap vermesini istiyorum. Hatta bu soruları sizlere de iletmiştim. Bu sorulara sizler de cevap verebilirsiniz. Zor sorular olduğunu sanmıyorum. Basit bir iki cevap verebilirsiniz. Öyle değil mi?
CUMHURİYET gibi bir gazetenin başında bulunan bir insan (!) böyle bir tavır sergiliyorsa ve hala bu sorulara alnı açık birşekilde cevap veremiyorsa gerisini siz düşünün artık. Ege bölgesinde CUMHURİYET'in yıllardan beridir düşüşünün sebeplerinden bir tanesi de başındaki insanın yetersizliğinden dolayı olsa gerek. Ben öyle düşünüyorum. Sizler ne düşünürsünüz hala öğrenemedim. Umarım yanlış düşünmüyorumdur. Sizler de zaman zaman bunu görmüşsünüzdür. Öyle ise ne yapmalı? Bunu siz büyüklerime söylememe bile gerek yok aslında. Çözüm bu kadar basitken bunu sorgulamak bile yersiz bana göre.
İnsan olma erdemlerindendir SEVGİ, SAYGI, HOŞGÖRÜ, KARDEŞLİK VE PAYLAŞIM. Hangisi bu temsilci arkadaşta vardır bir türlü göremedim onun yüzüne bakınca. Üzerime gelirken SERİ CİNAYETLER İŞLEYEN BİRİNİN YÜZÜ GİBİ BİR YÜZÜ VARDI ADETA.
Her neyse. Başınızı daha fazla ağrıtmayayım Hikmet Abi.
Beni siz hala 19.5 olarak hatırlayın. Lakin Cumhuriyet'in başındaki insanları da o göreve getirirken iyice etüd edin ve sürekli izleyin. Çünkü onlar görevine ihanet de ediyor olabilir.
NE DERSİNİZ?
Paylaşacak sevginiz, bilginiz olsun.
IŞIK SİZ OLUN
Mesut Tim (19.5)

Ve FİNAL...
ROMANATEŞİ gecesi Bergama gemisinde yanımda Ege Kültür Vakfı Başkanı Güzin Oralkan, Oğlum Buğra Tim ve kız arkadaşı varken bu zatı muhterem (SERDAR KIZIK) güzin hanımın yanında benim mesut tim olup olmadığımı sordu. Ben de değilim dedim. Bu biraz daha kudurdu. Tekrar sorunca ben de oğluma "Buğra ben kimim dedim. O da Mesut Tim olduğumu söyledi. Bunun üzerine Güzin Oralkan'ın önünde sağ eliyle sol kolumu iyice sıkıp beni sürüklemeye kalkıştı. Bu arada güzin hanım arada kalmıştı. Bir fırsatını bulup çıktı. Bu zat yanıma oturdu. Ben de kendisine yaptığının çok büyük bir hata olduğunu, burada herkesin Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun misafiri olduğunu, bu hareketinden dolayı başta Cumhuriyet gazetesinin zarar göreceğini ve tek zararlı çıkacak kişinin kendisi olacağını söyledim. Bu arada kız arkadaşı iki eliyle buğrayı iyice kavramış durumda oğlumu bıraksa onu orada öldürüp leşini denize atacak kadar kızgın. yanında babasına böyle bir hareketi hangi oğul makul karşılar ki. Ben de sağ elimi onun göğsüne dayayıp (bu arada serdar denen zat sol kolumu sıkmaya devam ediyor) sakin olmasını halledeceğimi söyledim. Serdar’a tekrar yaptığından Cumhuriyet ve kendisinin zarar göreceğini sonra görüşeceğimizi söyledim. Bu arada biraz düşündü gibi (pek öyle özellikleri olmasa bile) kolumu bıraktı ve defolup gitti. Birkaç ay sonra Cumhuriyet'in başından gideceği gibi çekip gitti...

Paylaşacak sevginiz, bilginiz olsun.
IŞIK SİZ OLUN.

İZMİR'DE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI (STK)
YOK EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR…

Merhaba,
Yerel yönetimleri görevleri yalnızca kendini seçen değil, o kentin, o beldenin bütün insanlarına hizmet etmektir… Nedense seçim kampanyalarında sağdan da soldan da kenti yönetmek için aday olanlar bütün söylemlerinde halka hizmet edeceklerini, hiçbir şekilde ayrımcılık yapmayacaklarını söylerler… İnsanın kulağına o kadar hoş gelir ki bu ifadeler ister istemez inanıyor halkımız… Yıllardan beridir yönetime talip olanlar hep bu tür sözler verdikleri ve bu sözlerin çoğunu yerine getirmedikleri halde ve halkımızın da bunları bildikleri halde yine de koyun koyun gidip aynı partilere, aynı kişilere oy vermesini bir türlü anlayamıyorum…. Şimdi yazacaklarım konular hiçbir gazetede yayınlanmadı… Yayınlayamazlar da… Çünkü hemen hemen hepsi göbekten yönetimlere bağlı olduğundan bu konuları değil yazıp eleştirmek sözünü bile edemezler, etmediler, etmeyecekler…

BAŞLIYORUZ...

1. İzmir her zaman İLK'lerin kenti olmakla övünür… Bugüne kadar gerçekten bu konudaki koltuk kabartmalarında haklı idi… Umarız bundan sonra da haklı olacak… Şimdi size bir İLK'i daha anlatacağım… İyi dinleyin...
Yıllardan beridir İzmir'de Sivil Toplum Örgütleri Fuarı düzenlenir… Yanlış hatırlamıyorsam 2001 yılı Mayıs ayıydı ilk STÖ Fuarının yapıldığı tarih… Çünkü o tarihte ben de engellilerle uğraştığımdan İZFAŞ yönetimi tarafından bana ücretsiz tahsis edilen PAKİSTAN PAVYONU diye adlandırılan yerde zihinsel engellilere (otistik, down sendromlu, spastik, zihinsel engelli) eğitim veren özel eğitim merkezlerinin katılımıyla bir sergi, etkinlik düzenlemiştik… O yüzden tarihi unutmuyorum… O yıldan sonra yine yanlış hatırlamıyorsam STÖ Fuarları Haziran ayında yapıldı… Büyükşehir Belediyesi ve İZFAŞ ortak çalışması olarak… Gönüllü hizmet veren Sivil Toplum Örgütleri ile halkı, insanları buluşturan bu fuarlar ne kadar eleştirilse de büyük faydası olduğu muhakkak… AB'nin de istediği STÖ'lerin güçlendirilmesi, yönetimlere katılması değil mi zaten?... Fakat bu sene Büyükşehir Belediyesi STÖ Fuarını yapmıyor… Nedenini bu fuarı organize eden Büyükşehir Belediyesi'nden DOĞAN BARAN'a sorduğumda ise aldığım cevap “SENEYE ULUSLAR ARASI DÜZEYDE DÜZENLEYECEĞİMİZ İÇİN BU SENE YAPMIYACAĞIZ.” Seneye de verecekleri cevap bir aksilik olmazsa “ULUSLAR ARASI KATILIM OLMADIĞI İÇİN FUARI YAPMAYACAĞIZ.” Neden olmasın?... Ve gelelim asıl bombaya… İZFAŞ, Uluslar arası fuarımızda her sene STÖ'lere yer verirdi… Bu sene ne olduysa oldu, İZFAŞ YÖNETİM KURULU bir karar alıyor ve STÖ'lere ücretli dahi olsa (yani dernek ve vakıflara) yer vermeyeceğini söylüyor…
Yanımdan arayan birkaç dernek yöneticisi de bunu bizzat kendileri bu fuarlarla ilgili kişi NÜKHET ŞENKAYA ile görüştüler ve hepsi RED cevabı aldılar… Evet!!! BÜYÜKŞEHİR BELEDİYEMİZ SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ FUARINI YAPMIYOR, 75. ULUSLAR ARASI FUARDA SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE YER VERMİYORLAR… Şimdi soruyorum sizlere… İZMİR'DE NE YAPILMAK İSTENİYOR? İzmir'in başındaki yöneticiler SOSYAL DEMOKRAT maskesi altında neler yapmak istiyorlar? DEMOKRASİNİN, CUMHURİYET'İN SON KALESİ DEDİĞİMİZ İZMİR'İ ACABA BİRİLERİ BİRİLERİNE TESLİM ETMEK İÇİN BİR UĞRAŞ İÇİNE Mİ GİRDİ? Bu soruları devam ettirmek mümkün…

UMARIZ İNSANLARIMIZ UYANIR ARTIK… KİMLERİ SEÇTİKLERİNİ, VE SEÇTİKLERİNİN NELER YAPMASI GEREKTİĞİNİ, KENDİLERİNİN OY VEREREK VATANDAŞLIK GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRDİKLERİNİ, AMA SEÇTİKLERİ KİŞİLERİN DE BU GÖREVLERİ YERİNE GETİRMESİ GEREKTİĞİNİ, GETİRMEDİKLERİ TAKDİRDE ONLARI SORGULAMANIN DOĞAL BİR HAK OLDUĞUNUN FARKINA VARIRLAR….

SAHİ BİZ NEREYE GİDİYORUZ???...

2. Yara derin… Deştikçe tekrar tekrar kanayacak… Kan akıtacaklar… Dağ kanununu uygulayacaklar… Çünkü burası İZMİR, burada dağ kanunları uygulanır… Yöneticiler de buna seyirci kalırlar… Kanunlar onların ellerini kollarını bağlar… Halkın hakları çiğnenmiş, onuru kırılmış, vergisiyle yapılan yerlere oturup bir kitap, gazetesini okuyamamış onların umurlarında değil...

Neden mi bahsediyorum şimdi… KORDON'DAKİ SEYİR TERASLARINDAN…. Evet… Yanlış saymadıysam KORDON'da İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün karşısındaki de dahil 4 tane seyir terası var… Vatandaş olarak benim verdiğim vergilerle yapıldı bu seyir terasları… Buralara oturayım, gazetemi, kitabımı okuyayım… Denizi seyredeyim, martıları seyredeyim, güneşin batışını seyredeyim isterim… Ama ne mümkün…. Oturur oturmaz “ NE İÇERSİNİZ” diye başınıza dikilen biri… Hayırdır inşallah… Ben bir CAFE'ye mi geldim, yoksa bana ait olan bir seyir terasında mı oturuyorum… Bu bir değil, iki değil sürekli olan bir şey… Anladık, belediye mali yönden krizde… Ve caddenin diğer tarafındaki işletmelere kaldırımları kullanmaları için vermiş… Bir ücret karşılığında… Açıkları kapatacak ya… Arada bir de işleyen cadde… Trafiğe kapalı alan değil yani… Anlayasınız diye böyle yazıyorum… Ve deniz kenarı… SEYİR TERASLARI… Bir rezalet başlıyor… Caddenin karşı yakasındaki bütün cafelerin uzantısı buralarda…. SEYİR TERASLARINI işgal etmişler… Defalarca Büyükşehir belediyesi zabıtaya, hemşeri iletişim merkezine bildirdiğim halde bir şey yapamıyorlar… Buralarda çay 1 YTL, veya 0.75 YTL… fiş yok, vergi yok, temizlik yok… Ve normal bir vatandaşın hiçbir şey içmeden oturmasına İZİN DE YOK… İşinize gelirse… Başka yer mi yok… Siz de oraya gidin… HANİ BENİM VATANDAŞLIK HAKKIM, NERDE BENİM DEVLETİM, NERDE BENİM HAKKIMI SAVUNACAK, BENİM ÖDEDİĞİM VERGİLERLE BURALARI YAPAN YEREL YÖNETİM… HANİ BURALARA BENİM İÇİN BEN VATANDAŞ İÇİN YAPMIŞTINIZ… AÇILIŞI YAPARKEN GAZETELERE ÖYLE SÖYLEMİŞTİNİZ… YOKSA BİZİ KANDIRDINIZ MI…
Lütfen söyler misiniz… O cafeler kimlerin, oralardan kimler sebepleniyor… neden hala SEYİR TERASLARINI bir düzene sokamadınız???... Buraları belediyenin işletmeciliğinde temiz, nezih ve vatandaşın hizmetinde bir yerler haline getirilemez mi? Bu konuda hazırlanmış bir projeniz var mı?

EVET… Bu soruların yanıtlarını bekliyoruz… Ve yanıtlar gelmediği her sayımızda da bunları tekrar tekrar anlatacağız… BEN VATANDAŞIM… VATANDAŞ OLARAK HAKKIMI ALMAK İSTİYORUM…. SİZLER DE BU KENTİN YÖNETİCİLERİ İSENİZ, BEN VATANDAŞIN OYLARIYLA SEÇİLDİ İSENİZ VE GÖREVİNİZ BENİM HAKLARIMI KORUMAK, BANA HİZMET ETMEK İSE…

SİZLERİ GÖREVE DAVET EDİYORUM….